Dinlemek, anlamak, bilmek ve yargılamak
5/1/2007 ·
-
Yargılamak için BİLMEK,
-
Bilmek için ANLAMAK,
-
Anlamak için DİNLEMEK GEREKİR.
Aklımın dinginliğini hiçbir şeyin
bozmasına izin vermeyecek kadar güçlü olmaya,
Karşılaştığım herkesle sağlık,
mutluluk ve başarıdan söz etmeye,
Tüm arkadaşlarımın
kendilerini değerli hissetmelerini sağlamaya,
Her şeyin aydınlık yüzüne bakmaya ve
iyimserliğimin gerçeğe dönüşmesine çabalamaya,
Yalnız en iyiyi düşünmeye,
yalnız en iyi için çalışmaya ve
en iyiyi beklemeye,
Başkalarının başarısından
kendiminki kadar coşku duymaya,
Geçmişin yanlışlarını unutmaya ve
gelecekte daha büyük başarılara ulaşmak için
var gücümle çalışmaya,
Her zaman neşeli bir yüz ifadesine sahip olup,
selamladığım her canlı varlığa gülümsemeye,
Kendimi geliştirmeye,
başkalarını eleştirmeye
zaman bırakmayacak kadar çok zaman vermeye,
Kaygılanmayacak kadar yüreğim geniş,
kızgınlığa kapılmayacak kadar yüce,
bozguna uğramayacak kadar güçlü
ve üzüntüye kapılmayacak kadar
mutlu olmaya
KENDİME SÖZ VERİYORUM
GÜGOL İLETİŞİM teknik iletişim konularında bilgi palaşımı sağlamaya yönelik web sayfası açmış bulunmaktadır. www.blogcu.com/refiktel adresinden ulaşabilirsiniz.
Anton Cehov'un "Okuma" adlı bir öyküsü, zorlamayla, tepeden inme buyruklarla okumanın insanı olsa olsa kitap düşmanlığına iteceği gerçeğini dile getiriyor. Aslına bakılırsa okuma, insanı kendi dar kabuğundan sıyırıp başka insanlara, yani dünyaya açılma olanağı sağlayan bir araçtır bence. Ben okumak diye, bir yapıtı başından sonuna kadar eleştirel bir yaklaşımla okumaya derim. Kim ki eline bir kitabı alır da yatakta uyku çağıran bir araç olsun diye okursa, ona okuma denemez. Asıl okuma, bu bir roman, bir deneme veya bir anı olsun kendi ruhsal serüvenini onda aramak, ortak duyguların peşine takılıp belirli bir yaşamın kıyıcığına demir atmaktır.
Ben Kendimim
Tüm dünyada benim benzerim kimse yok. Bazı yönleri bana
benzeyenler var. Fakat kimse tam olarak tüm yönleriyle
benim gibi değil. Dolayısıyla bende varlık bulan her
şey sadece bana özgü, çünkü onları ben seçtim.
Benimle ilgili her şey benim; vücudum ve onu
oluşturan her şey; zihnim ve onu oluşturan tüm düşünce
ve fikirler; gözlerim, ve onun ifade ettiği tüm
görüntüler; duygularım ve onlar her neyse öfke, neşe,
kaygı, sevgi, hayal kırıklıkları, heyecan; ağzım ve
oradan çıkan her sözcük; nazik, yumuşak ya da kaba,
doğru yada yanlış; sesim, yüksek ya da alçak, ve tüm
davranışlarım, başkalarına ya da kendime karşı.
Kendi fantezilerim, rüyalarım, umutlarım, korkularım
Tüm zafer ve başarılarım bana ait, tıpkı tüm hatalarım
gibi.
Çünkü beni oluşturan tüm parçalar benim. Kendimle
tamamen yüzleşebilirim, ve böylece benim için en
önemli şeylere ulaşmak üzere bir bütün olarak
amaçlarımı gerçekleştirebilirim.
Kendi kendimi şaşırtan bazı yönlerim olduğunu
biliyorum. Ve bilmediğim başka yönlerim de var. Fakat
kendimle dost olduğum ve kendimi sevdiğim
sürece, beni şaşırtan bu yönlerin üzerine cesaret ve
umutla gidip kendimle ilgili daha pek çok şey
bulabileceğimi biliyorum.
İnsanlara nasıl görünürsem görüneyim, ne söylersem,
ne yaparsam yapayım, herhangi bir anda ne düşünürsem
ne hissedersem hissedeyim, hepsi de benim. Bu bana
özgü. Zamanın o noktasında nerde olduğumun ifadesi.
Ne yaptığıma, nasıl düşündüğüme, ne hissettiğime
baktığımda, bazı yönlerim uyumsuz olabilir. Ve ben bu
uymayan yönleri çıkarıp, uyduğuna emin olduklarımla
yola devam edebilirim. Çıkardıklarımın yerine yeni
şeyler yaratabilirim.
Benim dışımdaki dünyada,
insanlara bir düzen yaratabilecek, ilişkileri anlamlı
kılabilecek, üretken ve onlara yakın olabilecek,
gerekirse dışarıda hayatta kalabilecek birikimim var.
Kendime aitim ve böylece kendimi yeniden düzenleyebilirim.
Ben kendimim ve bundan mutluyum. ![]()
Virginia Satir
Yeteneksiz ve güçsüz insanlar,
hak etmedikleri mevkilere yükseltilirlerse,
uğradıkları her başarısızlığı bir başkasına yüklerler.
Kazım TAŞKENT
Ülkemizde insanlar batılı gibi düşünür,
doğulu gibi yaşarlar.
(E) Öğr. Gör. Erol SEVİM
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...
CAN YÜCEL
Ne çok fazla akıllı ol, ne de çok fazla çılgın.
Ne kendini çok fazla beğen, ne de çok fazla çekingen ol.
Ne çok fazla onurlu ol, ne de çok fazla mütevazi.
Ne çok fazla konuş, ne de çok fazla suskun.
Ne çok fazla sert ol, ne de çok fazla yumuşak.
Eğer çok fazla akıllı olursan, insanlar senden çok fazla şey bekler.
Eğer çok fazla çılgın olursan, herzaman aldatılırsın.
Eğer çok fazla konuşursan, kimse sana aldırmaz.
Eğer çok fazla susarsan kimse seni saymaz.
Eğer çok sert olursan, kırılırsın.
Eğer çok yumuşak olursan ezilirsin.